Balkanların Acılı Çocuğu: Bosna-Hersek

Dünya üzerinde Türk’lerin en çok sevildiği yerlerden biri olan Bosna-Hersek hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için mutlaka yazımızı okumalısınız. Önerdiğimiz müzik arka planda hafif bir şekilde çalarken siz de arkanıza yaslanarak tarihin derinliklerine seyahat etmeye başlayabilirsiniz.

Bosna-Hersek, üç farklı etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır: Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar. Hal böyle olunca ülke yönetimi iki devlete bölünmüştür. Bosna-Hersek ve Sırp Cumhuriyeti. Bosna-Hersek’in her yerinde Osmanlı Dönemi’nden kalma tarihi bir eser bulabilirsiniz. Bu sebeple Bosna’yı ziyaret ettiğiniz zaman kendinizi dönem filminde gibi hissetmeniz kaçınılmaz olacaktır. Buram buram tarih kokan sokaklar, yıllara meydan okuyan camiler ve türbeler, savaşın izlerini taşımaktan onur duyan mermiler, el bombaları ve daha nicesi…

Avrupa’nın merkezinde Osmanlı Devleti’nin izlerini görmek isteyenleri Başkent Saraybosna’ya davet ediyoruz. Camilerle ve kiliselerle donatılmış bu şehir, “Avrupa’nın Kudüs’ü” olarak adlandırılır. Osmanlı Devleti sonrasında bölgeye hakim olan Avusturya-Macaristan Krallığı, başkenti yeniden düzenlemek ister ve bunun için civardaki evleri yıkmaya başlar. Bunun üzerine bir ev sahibi, evinin aynısından nehrin diğer tarafına yapılmadıkça evinden çıkmayacağını söyler. Başka çare bulamayan yöneticiler ise evin aynısından nehrin diğer tarafına inşa ettirirler. Bugün ziyarete açık olan o meşhur ev “inat evi(inat kuça)”dir. Bu ev, Bosna’ya yolunuz düşerse muhakkak görülmesi gereken yerlerden sadece biridir.

Bosna’ya gitmişken görmeniz gereken yerlerden bir tanesi de yaşam tünelidir. Bu tünel havaalanının altındadır.  Bosna Savaşı sırasında boş arazi sürekli bombalandığı için ablukada kalan şehre silah, yiyecek, ilaç vb. ihtiyaçları ulaştırmak için yapılmıştır. Savaş süresi boyunca aktif olarak kullanılan tünel günümüzde müze olarak ziyaretçi ağırlamaktadır.

Travnik’ten yani nam-ı değer vezirler şehrinden devam edelim. Osmanlı Devleti’nin birçok devlet adamı burada yetiştiği için şehir böyle anılır. Bu sebeple bir fotoğraf karesine 40 tane caminin sığdığı söylenir. Osmanlı Devleti’ni ağırlayan toprakların camilerle ve türbelerle dolu olması bizi aslında çok da şaşırtmıyor 🙂 Ancak günümüzde şehirde sadece 14 tane cami bulunuyor.

Travnik’e ilk girişte bizi Travnik Kalesi karşılıyor. Dik bir tepe üzerine kurulmuş olan kale hala tüm benliğini koruyor. Kale’den şehrin muhteşem manzarasını rahatlıkla izlemek mümkün. Travnik’in muhteşem manzarası gezi planına kesinlikle eklenmesi gereken bir durak. Şehirde bulunan Laşva Nehri de Travnik’in güzelliğine güzellik katan bir doğa harikası. Ayrıca günümüzde hala eğitim verilmeye devam edilen bir başka Osmanlı eseri, Elçi İbrahim Paşa Medresesi de Travnik’e geldiğinizde mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri.

Travnik şehrinde bulunan bir diğer önemli yapı da Drina Köprüsü’dür. Nobel ödüllü yazar Ivo Andris burada doğmuştur. Kitabında şehrin 350 yıllık gelişimini, kaderleri köprü etrafında birleşen hayatları ve Osmanlı Devleti’nin çöküş sebeplerini anlatır.

Yine Osmanlı Dönemi’ne ait bir yapı olan UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Mostar Köprüsü, Bosna-Hersek’in Mostar şehrindedir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından yapılan köprü, savaş sırasında yıkılsa da günümüzde restore edilmiş haliyle kullanılmaktadır. Ve tarihin yaşayan bir tanığı olarak görenleri hayrete düşürmeye devam etmektedir.

Buna Nehri’nin kaynağını oluşturan Blagaj Tekkesi de buradadır. Hersek bölgesinin ılıman bir iklimi olduğundan ve Osmanlı mimarisi bölgeye hakim olduğundan Bosnalı’lar tarafından burası milli anıt olarak kabul edilir ve büyük bir saygı görür.

Savaşın izlerini daha dün olmuş gibi taşıyan Bosna-Hersek, tarihine hep vefayla sahip çıkmaktadır. Geçmişi unutmamak için özellikle çocuklar bir daha savaş içinde büyümesin diye tarih tekrar tekrar kuşaktan kuşağa aktarılır. Osmanlı Devleti’nin 600 yıl boyunca ev sahipliği yaptığı ülkede kendimizi yabancı hissetmemiz mümkün değil. Türk vatandaşları ülkeye vizesiz olarak girebilir ve bu güzel şehrin değerini anlayarak tadını çıkarabilir. Bir fırsatını bulup gidilmesi görülmesi gereken yerlerden bir tanesidir, Balkanların acılı çocuğu Bosna-Hersek.

Yazı Hakkında Düşündüklerinizi Yazın