Göbeklitepe Nerede? Göbekli Tepe’ye Nasıl Gidilir? Tüm Bilmeniz Gerekenler!

Bu yazımızla Göbeklitepe Nerede, Nasıl Gidilir, Tarihi ve Hikayesi hakkında birçok bilgiyi birlikte inceleyeceğiz.

İnsanlığın var oluşuyla başlayan süreçte, dünyanın dört bir yanında binlerce araştırma ve kazı faaliyetleri yapıldı, yapılıyor.

Fakat Göbeklitepe, sunduklarıyla bunlardan en özeli.

1995 yılında Urfa’da başlayan kazılar, bugün hala devam ediyor.

Var olduğu zamanın 10000 yıldan fazla olduğu ve insanlık tarihindeki en büyük ibadet merkezi olarak bilinen Göbeklitepe, Mısır piramitlerinden 7500 yıl daha eski.

Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.

Şanlıurfa’da yer alan bölge, 2008 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. 

Göbeklitepe Kaç Yıllık?

Yapılan kazılarla birlikte ortaya çıkan bulgular, dönemin koşullarına da büyük ölçüde ışık tutuyor. Yazının icadından neredeyse 8000 yıl önce, günümüz dünyasından 12000 yıl önce kurulduğu öne çıkan bilgiler arasında. Kısaca Göbeklitepe, İngiltere’deki Stonehenge’den bile epey yaşlı kalıyor.

Göbeklitepe’nin Coğrafi Konumu

Göbeklitepe, Şanlıurfa şehir merkezinin 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlardaki konumda yer almaktadır.

Biletall.com’dan İzmir’e En Ucuz Uçak Biletini Bul »
 

Göbeklitepe Hikayesi

Tarihin bilinen en eski ve en büyük tapınağı olan Göbeklitepe’de; el arabasının bile olmadığı dönemde, ağırlıkları 40-60 ton arasında değişen dev sütunlar ve ağır taşların nasıl üst üste koyulduğu hala gizemini koruyor. Bölge, insanların avcı toplayıcı olarak yaşadığı dönemlerde bile sistematik olarak toplantılar yaptığını kanıtlayan ama ne amaçla kullanıldığı hala tam olarak kestirilemeyen antik bir yapı olmasının yanında, kesinlikle döneminin çok ilerisinde olan bir alan olarak dikkat çekiyor.

1995 yılında başlayan kazılarla, bölgede tam 6 tane büyük tapınak keşfedildi. İlginç olan bu yapıların birbirleriyle benzerlikleri ve yapılan diğer jeomanyetik çalışmalarla bu tip yapıların sayısının 20 olabileceği.

Kısaca, Neolitik Dönem’de avcı-toplayıcı olan biz insanların, ilk yaşamları ile ilgili tüm gizemli noktalar, Şanlıurfa’da netlik kazanabilir, bildiğimiz bilgiler değişebilir.

Alanda bulunan bu yapıların ortak özellikleri ne?


İlk dikkat çeken detay; dairesel biçimde sayıları 10-12 arasında değişen T şeklinde sütunlar. Yapılarda bulunan bu sütunların, ibadet yerlerinde insanları temsil ettiği düşünülüyor. Tapınağı oluşturan bu taşlarında üzerine tasvir edilen hayvan, insan ve soyut varlıkların sembolleri ise kabartma ya da oyma teknikleri ile oluşturulmuş.

Alanın ilk ve en büyük tapınak olmasına ek olarak sütunlar üzerinde yer verilen bu sembollerin, Neolotik Çağ’dan kalan en eski resimler olması da Göbeklitepe hakkında bilmeniz gerekenler arasında yer alıyor.

Yapıyı oluşturan devasa sütunların üzerinde yer alan kabartma aslan figürleri, neolitik çağda bu bölgede aslanların da olabileceğini ortaya koyuyor. Bu figürlerin Göbeklitepe’de bulunan tapınakların koruyucu olma durumlarını sembolize edildiği düşünülürken, bir yandan da farklı insan kabilelerini de temsil etme ihtimalinin olduğu bulgular arasında.

İnsanlık tarihinin en eski yerlerinden biri olan Göbeklitepe için, arkeologları heyecanlandıran büyük olasılık, bölgenin dünya üzerinde kurulmuş ilk ticaret merkezlerinden birisi olması.
Bölgede yapılan araştırmalarla, buğdayın atasının da ilk olarak Göbeklitepe’de yetiştirildiği ortaya çıkarıldı.

Ayrıca Neolitik Çağ’da insan gruplarının çok küçük olması ve bu tip devasa yapıların doğmasıyla ilk defa insanların kendi arasında iş birliği yapma ihtimalini de kuvvetlendiriyor. Arkeologlara göre bu dönemde yaşayan insanların eşit olduğu düşüncesi ise bu kadar karmaşık bir yapıyı ortaya çıkan bazı insanlar uzman bazı insanlarınsa işçi olabilmen ihtimalini ortaya çıkarıyor. Bu da insanlık tarihindeki ilk kez bir eşitliğin olmama durumunun beraberinde getirmiş olabilir.

Arkeologların ortaya çıkardığı bir diğer önemli bilgi ise, ibadet yerleri olduğu tespit edilen alanlardaki zeminin sıvı geçirmeme durumu. Buradan hareketle şu an kesinleşmese de böyle bir zemine ihtiyaç duyulmasındaki amacın, tarihin en eski tapınağında kan, alkol vb. sıvı maddelerle ritüellerin gerçekleştirildiği fikrini ortaya çıkarıyor.

Biletall.com’dan İzmir’e En Ucuz Otobüs Biletini Bul »

Göbeklitepe Hakkında Bir İlginç Bilgi Daha


Şanlıurfa Müzesi başkanlığında, Prof. Dr. Klaus Schmidt bilimsel danışmanlığında gerçekleştirilen, kazılarda ortaya çıkan bir diğer bulgu ise insanlık tarihini derinden sarsacak türden. Yıllardır derslerde öğretilen “göçebe toplulukların tarımı öğrenerek yerleşik hayata geçtiği” tezi bu bölgede yapılan çalışmalarla çürüyor.

Daha önce yerleşik hayata geçme sebebini tarım ve hayvancılığın ortaya çıkışıyla bağdaştıran bilim adamlarına karşı, Schmidt’e göre yapılan çalışmalar sayesinde bunun Göbeklitepe gibi dini merkezlerde, insanların sürekli bir araya gelme gerekliliğinden dolayı olduğu anlaşılıyor.

Kalabalık insan gruplarının bu tür mabetlere yakın arzusu ve bu alanlarda yeterli kaynakların olmamasından dolayı, göçebe toplulukların tarım ve hayvancılık kollarıyla ilgilenmelere neden oluşturmuş durumda.

Özetle, tarım yerleşik hayatı getirmemiş, dini mabetlerin etrafında olma arzusu yerleşik hayat tarımı getirmiştir.

Ayrıca daha ilginci; tapınak içinde yer alan dairesel yapıların kireç taşı ve yapısının homojen olması, tapınak içinde yer alan kalıntıların kazı öncesi durumuna gelmesi, kapatılması için özellikle temizlendiğini gösteriyor. Fakat kesin olarak Göbeklitepe’nin neden kapatıldığına dair bir yanıt, hala bulunmuyor.

Yazı Hakkında Düşündüklerinizi Yazın