Yılın Her Ayı İçin Türkiye’nin En Ucuz Seyahat Yerleri

Genellikle tatil ya da seyahat dendiğinde herkesin aklına yaz ayları gelir. Nedense hep yazın seyahat edilmesi işlerin biraz daha azalmasına, izinlerin bu aylarda kullanılmasına bağlanıyor. Bununla birlikte ülkemizdeki bazı yerler yaz aylarında değil, diğer mevsimlerde de oldukça uygun fiyatlarla gezginlere hizmet veriyor. Eğer yazın tatil yapamadıysanız ya da diğer aylarda ikinci tatilinizi yapmak istiyorsanız işinizi kolaylaştıracak şekilde Türkiye’de yılın her ayı için en ucuz seyahat yerlerini sizin için derledik:

Ocak – Yedigöller

Yedigöller her mevsim ziyaret edilebilecek bir doğa harikası olsa da burası kar yağdığında bir başka güzelleşir. Öyle ki insanın bir tablo alıp muhteşem bembeyaz manzarasını resmedesi gelir. İstanbul’a ve Ankara’ya yakınlığıyla ilgi çeken Yedigöller kar yağışıyla hareketlenen Ocak ayında yerli turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri. Adından da anlaşılabileceği gibi 7 adet göle sahip olan bu bölgede sabahları bol oksijenli ormanlarında yürüyüşe çıkabilir, tabiatın tadını çıkarabilirsiniz.

Şubat – Sarıkamış

Türkiye’nin en doğusunda bulunan Sarıkamış ülkenin en soğuk yerlerinden biri. Kars merkeze 56 kilometre uzaklıkta yer alan Sarıkamış Kayak Merkezi 2820 metre yükseklikte bulunuyor ve Kars havalimanına yaklaşık 50 dakikalık bir uzaklıkta yer alıyor. Kar seviyelerinin diğer bölgelerde alçaldığı dönemde burada kar seviyesi Şubat ayında hala yüksektir. Bir benzerinin sadece İsviçre Alpleri’nde bulunan kristal kar üzerinde kaabileceğiniz tesiste 13 kilometreyi bulan 5 farklı kayak pisti yer alıyor. Dilerseniz çevredeki Çıldır Gölü’nü ve Ani Harabeleri’ni ziyaret edebilirsiniz.

Mart – Abant

Tabiatla baş başa kalınabilecek kısa bir tatil yapabileceğiniz Abant baharı müjdeleyen Mart ayında tomurcuklanan ağaçları ve yeşillenmeye başlayan çevresiyle gezginlerin sık ziyaret ettiği yerlerden. Uzun doğa yürüyüşleri ile bol oksijen depolama imkanı yaratan Abant’ın hem İstanbul hem de Ankara’ya yakın olması kısa süreli tatiller için çok tercih ediliyor. Gölün çevresindeki Mart ayında fiyatları oldukça düşen 4 ve 5 yıldızlı otellerde kalabilir; ayrıca at veya bisiklet ile gölün etrafında gezintiler yapabilirsiniz. Abant yolu üstünde mangal yapmanın oldukça popüler bir aktivite olduğu Abant’ta birçok restoran da uygun fiyatlarla yemek yiyebilirsiniz. Bununla birlikte Abant’a 40 dk uzaklıkta yer alan tarihi Mudurnu kasabasını da gelmişken görebilirsiniz.

Nisan – Faralya Köyü

Ülkemizin güney kıyısında yer alan ve son dönemlerde popülerliği artmasına rağmen hala bakirliğini koruyabilen Faralya Köyü güneşin kendisini hissettirmeye başladığı Nisan ayında ziyaret edilebilecek yerlerden birisi. Fethiye’ye 26 km ve Ölüdeniz’e 14 km uzaklıkta bulunan Faralya -veya diğer ismiyle Güzelyurt Köyü- muhteşem günbatımı manzarası ile Nisan ayında dahi turistlerin ilgisini çekiyor. Köyde birçok butik otel Nisan ayında uygun fiyatlarla hizmet verdiği gibi isterseniz Fethiye veya Ölüdeniz’deki otellerde de kalabilirsiniz. Halkın Nisan ayında denize girmeye başladığı Faralya’da Kelebekler Vadisi, Kral mezarları ve Saklıkent turistlerin en çok ilgisini çeken yerler olarak biliniyor. Dilerseniz yamaç paraşütü de yapabilirsiniz ve bütün bunlar yaz aylarına göre oldukça uygun fiyatlarla gerçekleştirilebilir.

Mayıs – Ağva

Güney bölgelerin yaza merhaba dediği Mayıs ayında henüz okullar kapanmamış, yıllık izinler açılmamışken kısa süreli bir tatil yapmak isteyenlerin en çok tercih ettiği yerlerden biri İstanbul yakınlarındaki Ağva’dır. Ağva mavi denizi, yeşil ırmağı ile haftasonunda huzur arayan İstanbulluları Mayıs ayında da karşılamaktadır. İstanbul’a yakınlığıyla bilinen Ağva’da Mayıs ayında su biraz soğuk olsa denize girebilir ya da akarsu kenarında bisiklet turu yapabilir ya da akarsudaki deniz bisikletleriyle dolaşabilirsiniz.

Haziran – Kuşadası

Aydın ilinin sınırları içinde bulunan Kuşadası Akdeniz İklimini tecrübe edip Ege Denizi’nin soğuk sularında yüzmeyi tercih edenlerin uğrak noktasıdır. Türkiye’nin en önemli turizm beldelerinden biri olan Kuşadası okulların kapanmasıyla birlikte Haziran ayında henüz tam olarak full kapasiteye ulaşmamışken tercih edilebilir. Her bütçeye uygun otel ya da pansiyonun bulunduğu Kuşadası’nda Haziran ayı konaklama ücretleri Temmuz ve Ağustos’a göre daha makuldur. Yazın henüz başında deniz, kum ve güneşin keyfini sürmek ve erkenden bronzlaşmak isterseniz Haziran ayında Kuşadası’na seyahat etmeyi düşünebilirsiniz.

Temmuz – Datça

Bölgenin en popüler tatil bölgesi Bodrum olsa da Datça da bu kalabalık yerlerden uzakta bir tatil geçirmek isteyenlerin uğrak noktası oluyor. Yunan tarihçi Strabon’un “Tanrı sevdiği kulunu uzun ömürlü olsun diye Datça’ya gönderir.” diyerek tanımladığı bu tatil beldesi tertemiz ve sıcak denizi, yemyeşil tabiatıyla her yıl Bodrum, Çeşme, Marmaris gibi popüler yerlerden sıkılan tatilcilerin son dönemlerdeki uğrak noktası olmaya başladı. Kumluk, Ilıca, Azganlı bölgelerinde keyifle girebileceğiniz beyaz kumlu plajları mavi bayrak sahibidir ve genç çiftler bu bölgeyi Sevgi Yolu’nda yürümek için sıklıkla ziyaret etmektedir.

Ağustos – Kemer

Kemer hem yabancılar tarafından iyi bilinen, hem birçok lüks otele ev sahipliği yapan ve eğlence sektörüyle tanınan tarihi bir tatil beldesi. Tekneyle açılabileceğiniz masmavi denizi, mavi bayraklı plajlarda kurulmuş 5 yıldızlı otelleri, Aura, Inferno, Kristall gibi gece kulüpleriyle dünyanın dört bir yanından turistin ilgisini çekiyor. Ağustos ayında artan nüfusuyla plaj partileri, barlardaki köpük partileri ve beldenin atmosferi burayı Ağustos ayında cennetten bir köşe haline getiriyor. Rus ve Alman turistlerin yoğunluğu arasında kendinizi başka bir ülkede hissedebileceğiniz bu aylarda Kemer tatili iş hayatının yorgunluğunu giderecek uzun bir tatil planlayan herkesin listesinde olması gereken bir yer.

Eylül – Bozcaada

Çanakkale’ye 13 km uzaklıkta yer alan Bozcaada yaz aylarında turistlerin tercih ettiği ve bu dönemde oldukça kalabalık olan tatil beldelerinden biri. Aşırı kalabalık yüzünden Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında Bozcaada’yı hakkını vererek gezmek ve güzelliklerini keşfetmek pek mümkün olmuyor. Yaza veda ettiğimiz Eylül ayına gelindiğinde ise havanın biraz daha serinlemesi ile birlikte buraya yapılacak seyahatler daha verimli oluyor. Polente Feneri’nde gün batımını görmek, tenha koyları gezmek ve restoranlarında daha uygun fiyatlarla yemek yemek isterseniz Eylül ayını tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda bu aylarda plajlar tenhalaşır ancak bunun aksine deniz suyu soğumaz ve rahatlıkla denize girebilirsiniz.

Ekim – Kapadokya

Yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri iken biz Türkler tarafından hak ettiği değer verilmiyor. Bunun sebebi de muhtemelen yakın olması, illa ki bir gün görülecek olmasına bağlanıyor. Eğer bugüne kadar Kapadokya’yı görmediyseniz Ekim ayı bunun için oldukça ideal bir zamandır. Çünkü Ekim ayında hem hava burayı gezmek için daha ılık, hem de aşırı kalabalığın azaldığı bu dönemde balonlara binme şansınız daha azla. Peribacaları, mağara evleri, kiliseleri ve balon üstünde gündoğumunu ya da günbatımını izlemek için Ekim ayı oldukça uygun ve aynı zamanda bu dönemde fiyatlar daha ucuz.

Kasım – Çamlıhemşin

Karadeniz’in keyfini çıkarabileceğiniz yerlerden biri Rize’ye bağlı Çamlıhemşin beldesi. Kasım ayında kurak geçen bir yaz mevsiminin ardından bol oksijenli, kısa bir tatil yapmak isteyenlerin uğrak noktası haline geliyor. Kasım ayında sarıyla yeşilin farklı tonlarıyla olağanüstü bir görünüme bürünen ormanlarda uzun yürüyüş yapmak, trekking turlarına katılmak, Ayder Yaylası’nda gezmek turistlerin en çok tercih ettiği aktivitelerden. Burada konaklayabileceğiniz küçük ama kaliteli pansiyonlar da hizmet vermekte. Ayder Yaylası romatizma sorunu yaşayanlar için sıcak su kaplıcalarıyla da meşhur bir yer.

Aralık – Sapanca

Henüz okullar kapanmamış, sömestr tatili başlamamışken günübirlik ziyaret edilebilecek en iyi yerlerin başında Sakarya ilindeki Sapanca geliyor. Eğer konaklamak isterseniz de burada her bütçeye uygun pansiyon da bulunuyor, lüks otel de. Benzersiz tabiatının, masmavi gölünün, karla kaplı bembeyaz ağaçlarının gölgesinde Sapanca’da bir gün geçirmek sizi metropol hayatının karmaşasından uzaklaştırıp nefes almanızı sağlayacak. Sapanca’da gününüze ünlü kahvaltı mekanlarıyla başlayabilir, daha sonra göl çevresindeki ormanlık alanda yürüyüş yapabilir, akşam üzeri göl kenarındaki çay bahçelerinde dinlenebilir ve akşam yemeğinde de Sapanca’nın meşhur yemeği ıslama köfte yiyebilirsiniz. Bu bölgeye gelmişken Derbent ve Maşukiye’yi de ziyaret edebilirsiniz.

Yazı Hakkında Düşündüklerinizi Yazın